Deprem ile İlgili Kısa Hikâyeler ve Yazılar (Çocuklar İçin)
Ödevler için üç kısa yazı, sınıfta ve evde okunabilecek üç kısa hikâye, deprem anında yapılacaklar ve depremzede çocuklarla konuşurken işe yarayan öneriler.
Deprem, çocukların en çok soru sorduğu konulardan biri. Bu sayfadaki yazılar ve hikâyeler Multibem tarafından ilkokul öğrencileri için yazıldı. Ödevde kullanırken kendi cümlelerinizle değiştirebilir, sınıfta yüksek sesle okuyup üzerine konuşabilirsiniz.
✏️ Deprem ile ilgili kısa yazılar
1. Deprem nedir?
Yerin derinliklerindeki büyük kaya katmanları sürekli olarak çok yavaş hareket eder. Bu katmanların birbirine sürtündüğü yerlerde zamanla bir gerilim birikir. Gerilim bir gün aniden boşalınca kayalar kırılır ve açığa çıkan enerji yeryüzünü sarsar. Bu sarsıntıya deprem diyoruz.
Türkiye, depremlerin sık yaşandığı bir bölgede bulunur. Bu yüzden depremi tanımak, binaları sağlam yapmak ve deprem anında ne yapacağımızı bilmek hepimiz için çok önemlidir.
2. Depreme hazırlıklı olmak
Depremi önleyemeyiz ama ona hazırlanabiliriz. Evimizdeki dolapları ve rafları duvara sabitleyebilir, ağır eşyaları alçak yerlere koyabiliriz. Ailecek bir deprem çantası hazırlayıp içine su, yiyecek, fener, düdük ve ilk yardım malzemesi koyabiliriz.
Deprem anında Çök, Kapan, Tutun hareketini yapmayı ve sarsıntıdan sonra hangi toplanma alanına gideceğimizi önceden öğrenmeliyiz. Okulda yapılan tatbikatlara dikkatle katılmak da hazırlığın bir parçasıdır. Hazırlıklı olan insan zor bir anda daha sakin davranır.
3. Deprem ve yardımlaşma
Büyük bir depremden sonra pek çok insan evini, eşyalarını ve bazen sevdiklerini kaybeder. Böyle zamanlarda en çok ihtiyaç duyulan şey yardımlaşmadır. Kurtarma ekipleri gece gündüz çalışır, insanlar yiyecek, giyecek ve battaniye gönderir.
Biz çocuklar da yardım edebiliriz. Kitaplarımızı, oyuncaklarımızı paylaşabilir, depremden etkilenen bir arkadaşımıza mektup yazabiliriz. Yeni gelen bir sınıf arkadaşını oyuna çağırmak da büyük bir yardımdır. Zor günler, birbirimize sahip çıktığımızda daha kolay geçer.
📖 Deprem ile ilgili kısa hikâyeler
Hikâyeleri okuduktan sonra çocuğa “Sen olsan ne yapardın?” diye sormak, konuşmayı başlatmanın en kolay yoludur.
Yeni Arkadaşım Yusuf
Pazartesi sabahı öğretmenimiz sınıfa yeni bir arkadaşla geldi. Adı Yusuf’tu. Depremden sonra ailesiyle birlikte bizim şehre taşınmışlar. Yusuf boş sıraya oturdu ve teneffüste kimseyle konuşmadı.
Ece onu bahçenin köşesinde tek başına görünce yanına gitti. “Benim adım Ece. Seksek oynamak ister misin?” dedi. Yusuf başını salladı ama kalkmadı. Ece de yanına oturdu, cebinden iki kurabiye çıkardı ve birini ona uzattı.
Ertesi gün Yusuf, Ece’ye eski okulunu anlattı. Okulun bahçesinde kocaman bir dut ağacı varmış. Ece ertesi sabah sınıfa bir dut fidanı resmi getirdi. Bütün sınıf resmi panoya astı ve altına herkes Yusuf’a birer cümle yazdı.
O hafta Yusuf ilk kez seksek oynadı. Gülerken Ece’ye döndü: “Burada da bir dut ağacı dikelim mi?” Bahar gelince sınıfça okul bahçesine bir fidan diktiler.
Çantadaki Fener
Mert’in annesi bir akşam masaya boş bir sırt çantası koydu. “Bugün birlikte deprem çantamızı hazırlayacağız,” dedi. Mert önce ne koyacağını bilemedi. Annesi bir liste yazdı: su, paketli yiyecek, düdük, fener, yedek pil, ilk yardım malzemesi ve önemli telefon numaraları.
Mert her şeyi tek tek çantaya yerleştirdi. En son fenerin düğmesine bastı, ışık tavana vurdu. “Bu fener karanlıkta bize yol gösterir,” dedi annesi. Mert feneri çantanın en üst gözüne koydu.
Ertesi hafta okulda deprem tatbikatı yapıldı. Öğretmen “Evinde deprem çantası olan var mı?” diye sordu. Mert parmağını kaldırdı ve çantasında neler olduğunu tek tek saydı. Öğretmen gülümsedi: “Hazırlıklı olmak korkuyu azaltır, Mert ailesiyle bunu çok güzel yapmış.”
O akşam Mert, ailesiyle birlikte toplanma alanını görmeye gitti. Artık depremde ne yapacaklarını hep birlikte biliyorlardı.
Çök, Kapan, Tutun
Zil üç kez kısa kısa çaldı. Bu, tatbikat zili demekti. Zeynep hemen sırasının yanına çöktü, kollarıyla başını ve ensesini kapattı, bir eliyle sıranın ayağına tutundu. Yanındaki Can’ın gözleri korkuyla açılmıştı.
“Korkma,” diye fısıldadı Zeynep. “Öğretmenimiz söyledi: Çök, Kapan, Tutun. Sarsıntı bitene kadar böyle bekleyeceğiz.” Can da onun gibi yaptı. Birlikte saymaya başladılar: bir, iki, üç…
Zil yeniden çaldığında öğretmenleri sınıfı sıraya dizdi. Kimse koşmadı, kimse itişmedi. Merdivenlerden sakince inip bahçedeki toplanma alanına gittiler. Okul müdürü tüm sınıfları tek tek saydı ve herkesi alkışladı.
Sınıfa dönerken Can, Zeynep’e teşekkür etti. “Ben şimdi kardeşime de öğreteceğim,” dedi. Zeynep gülümsedi. Bir şeyi birine öğretmek, onu bir daha unutmamanın en iyi yoluydu.
🛡️ Deprem anında ne yapılır?
AFAD’ın okullarda ve tatbikatlarda öğrettiği temel hareket Çök, Kapan, Tutun‘dur:
- Çök: Sağlam bir sıra ya da masanın yanına, pencerelerden ve devrilebilecek dolaplardan uzak bir yere çök.
- Kapan: Başını ve enseni kollarınla koruyarak kapan.
- Tutun: Sarsıntı bitene kadar sıranın ya da masanın ayağına tutun.
- Sonra: Koşmadan, itişmeden, büyüklerin rehberliğinde binadan çık ve toplanma alanına git.
🤝 Velilere ve öğretmenlere: depremzede çocuklar için hikâye neden önemli?
Deprem mağduru çocuklar pek çok kaybı bir arada yaşar. Evleri, sokakları, okulları değişir; etraflarında tanımadıkları insanlar vardır ve her şeyin ne zaman normale döneceğini bilmezler. Eski alışkanlıklarına ve duygularına yeniden kavuşmak için zamana ihtiyaçları vardır.
Çocuklar duygularını ifade etmek için güvenli bir alana, zamana ve güvendikleri bir yetişkine ihtiyaç duyar. Okunan kitaplar ve anlatılan hikâyeler, çocuğun yaşadıklarını dile dökmesini kolaylaştırır. Çocuklar dinledikleri olaylarla kendi deneyimleri arasında kolayca bağ kurar. Umudu ve her şeyin yoluna gireceği duygusunu hatırlatan hikâyeler onlara güç verir, yalnız olmadıklarını hissettirir.
Depremi uzaktan izleyen çocuklar için de hikâyeler değerlidir. Depremden etkilenen bir arkadaşla aynı sınıfı paylaşmaya başladıklarında, onun yaşadıklarını anlamalarına ve empati kurmalarına yardım eder.
Depremi çocuklara anlatırken nelere dikkat edileceğini ayrı bir rehberde topladık: Depremin Yaralarını Sarmak: Depremi Çocuklara Nasıl Anlatmalıyız?
🌅 Depremzede çocuklar için Eyüp Peygamber’in hikâyesi
Başına kötü bir olay geldiğinde çocuk “Bu neden benim başıma geldi?” diye düşünebilir. “Ben iyi bir çocuğum, iyi bir çocuğun başına neden kötü şeyler gelir?” diye sorgulamaya başlayabilir. Bu noktada Eyüp Peygamber’in hayatında yaşadıklarını çocuklarla paylaşabiliriz.

- Eyüp Peygamber, halkı içerisinde sevilen ve örnek gösterilen bir kişidir. Her zaman iyiyi ve doğruyu anlatmaya çalışmıştır.
- Başına birbiri ardında birçok felaket gelmiştir. Evini ve sevdiklerini kaybetmiştir. Mal varlığını yitirmiştir. Yaşadıkları sonrasında hastalanmıştır.
- Bunca kaybın ve acının sonrasında bile isyan etmemiştir. Sabrını ve şükrünü daima muhafaza etmiştir.
- Eşinin merhameti ve yardımı kendisine güç vermiştir.
- Tüm bunların sonunda gecenin ardından doğan güneş gibi hayatına huzur ve bereket gelmiştir.
- Başına ne gelirse gelsin Eyüp Peygamber iyi bir insan olarak kalmayı başarmıştır.
Bu hikâyeyi çocuklarla birlikte okumak ve anlatmak istedikleri üzerine konuşmak, hem çocuklar hem yetişkinler için iyi gelir. Hikâyenin animasyonlu hâlini izleyebilirsiniz: